O Gün

Michael Jackson - Billie Jean



Efsaneler konsepti günün anlam ve önemine hizmet de edebiliyormuş bugün bunu anladım. Bugün unutulmayacak bir gün. Popun Kralı'nın, müzik deyince akla gelen birkaç isimden birinin, dünyanın en enteresan karakterlerinden birinin öldüğü gün bugün. Bir efsanenin.

Efsanenin en sevdiğim şarkısı Billie Jean'in klibini izliyoruz bu sefer. Herkese moonwalk'lu günler.

she was more like a beauty queen from a movie scene
i said don't mind, but what do you mean i am the one
who will dance on the floor in the round
she said i am the one who will dance on the floor in the round
2nd verse
she told me her name was billie jean, as she caused a scene
then every head turned with eyes that dreamed of being the one
who will dance on the floor in the round

people always told me be careful of what you do
and don't go around breaking young girls' hearts
and mother always told me be careful of who you love
and be careful of what you do 'cause the lie becomes the truth

billie jean is not my lover
she's just a girl who claims that i am the one
but the kid is not my son
she says i am the one, but the kid is not my son

for forty days and forty nights
the law was on her side
but who can stand when she's in demand
her schemes and plans
'cause we danced on the floor in the round
so take my strong advice, just remember to always think twice
(do think twice)

she told my baby that¡¯s a threat
as she looked at me
then showed a photo of a baby cries
eyes would like mine
go on dance on the floor in the round, baby

people always told me be careful of what you do
and don't go around breaking young girls' hearts
she came and stood right by me
then the smell of sweet perfume
this happened much too soon
she called me to her room

billie jean is not my lover
she's just a girl who claims that i am the one
but the kid is not my son
billie jean is not my lover
she's just a girl who claims that i am the one
but the kid is not my son
she says i am the one, but the kid is not my son
she says i am the one, but the kid is not my son
billie jean is not my lover
she's just a girl who claims that i am the one
but the kid is not my son
she says i am the one, but the kid is not my son
she says i am the one, she says he is my son
she says i am the one
billie jean is not my lover
billie jean is not my lover
billie jean is not my lover
billie jean is not my lover
billie jean is not my lover
billie jean is not my lover

PİKTOGRAM #13


Müthiş!

Son Zamanlarda

Hayatımda bazı gelişmeler oldu ama farkettim ki ben hiçbirini beni sadece bu blog vasıtasıyla takip eden insanlara süylememişim. Ayıp. Hani bu blog kişiseldi? Nıc nıc.

Başlayalım, an itibariyle üniversiteden mezun bir insan oldum. Yetişkinlik, profesyonellik, efendime söyleyeyim sektör, sigorta gibi şeyler, böyle kavramlar var artık hayatımda.

İkinci gelişmeye gelelim, mezun olmanın akabinde hemencecik bir iş buldum. Daha elimde notlarımın transkripti yokken. İşe girerken sormadılar bile. Okuldan atılmış olsam haberleri yok[Burayı okuyorsanız dikkate almayın beni, valla mezun oldum :)]. Çalıştığım yer taksimde, her akşam iş çıkışı o İstiklal caddesinin cıvıl cıvıl haline adım atmak beni şu anda çok mutlu ediyor. Umarım taksimden sıkılmam.

Bir de evlendim.

Yok yok aman!

Konuyla alakası yok ama postun başlığına özel Ayça Şen'den gelsin: Son Zamanlarda.

A-Ke-Pe

Bildiğiniz üzere sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, partisine "A-Ke-Pe" denmesine kızıyor, bunu yapanları art niyetli olarak görüyor ve suçluyor. Hatta kendisinin sempatizanları, konuşmasında "A-Ke-Pe" diyen Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı Kemal Gültekin için soruşturma başlattı. Adam belki de hapse girecek bu yüzden.

Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazı ne başbakanımızı ne de partisi AKP'yi kötülemek adına yazılıyor. Bu yazı, Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkçe'ye hakaret ettiğini hatırlatmak için yazılıyor.

Zarre kadar milliyetçilik yoktur bende. Ama "milliyetçiyim" diye geçinip böyle şeyler yapan insanları görünce çok sinirleniyorum. Anlatalım, Türkiye'de siyasi partilerin kısaltmaları vardır. CHP, MHP, DSP, ÖDP. Gider bu. Bazı partiler ise farklı kısaltmalar kullanırlar, söylenişi partilerinin ismine daha uygundur. ANAP, DEHAP gibi. Önce şunu irdeleyelim, Recep Tayyip Erdoğan "partime Ak Parti demeyenler Anavatan Partisine de ANAP demesinler o zaman!" diyor. Be arkadaşım, ANAP adamların kısaltması olmuş. Seçim pusulalarına, istatistiklere, her yere böyle geçmiş. Senin partin AK Parti diye kısalmazki. Sonu parti diye biten kısaltma mı olur? Şu anki en uygun kısaltma AKP. Ki yakın zamana kadar siz de öyle kısaltıyordunuz. Sen de yarat ANAP gibi bir şey, kullanmayan şerefsiz. Ama o zamana kadar AKP. Partinin kısaltması bu şekilde yazılacak. Buna itiraz edemezsin.

Gelelim işin ikinci kısmına. Sen AKP diye yazılan bir kısaltmayı "A-Ke-Pe" diye okumamızı yasaklayamassın. Çünkü Türkçe'de A=A, K=Ke, P=Pe diye okunuyor. Bana göre sen bunu yaparak bir suç işliyorsun. Hani Atatürk'e hakaret edince dünyaları kapatıyorsunuz, adamı mahvediyorsunuz. E sen Türkçe'ye hakaret ediyorsun, kabul etmiyorsun. O zaman senin de ceza alman lazım. Yok mudur bu olay yüzünden başbakanı dava edecek bir babayiğit? Bir yazar kitabında Atatürk'e hakaret etse yapmadığınızı bırakmassınız. E bu durum da aynı. EDİN ULAN!

Tekrarlayalım, belki bir "A-Ke-Pe diye okuyamassıncı" rastgelir bloga.

AKP şeklindeki bir kısaltma A-KE-PE diye okunur. Bunun nedeni dilimizin Türkçe, AKP'nin ise Türkiye sınırları içinde bir siyasi parti olmasıdır.

Hayat Bu

Çevrenizde bu lafı kullanan var mı? Ya da benzerleri "Hayat böyle.", "İşte hayat böyle bir şey." laflarını kullanan? Hani şu ecnebilerin "That's life." dedikleri şey. Benim var. Ben onlara gıcık oluyorum. Aynı zamanda imreniyorum da. Pis herifler.

Şimdi bunlar benim, senin, onun, ötekinin, berikinin günlerce üzerine kafa patlattığı, bir türlü işin içinden çıkamadığı durumu bir temele dayandırıyor ya: "Hayat bu", gel de delirme. O bir dert. Onu bir sebep-sonuç ilişkisine göre ele alamazsın ki. O dert içinde kalacak, hep düşünüceksin. Ama yok. Hayat bu deyip boşveriyor. Şöyle bir örnekle pekiştirelim anlamayanlar için. Mesela bir Ferrari hastasıyızdır. Fotoğraflarını toplarız, dergilerde hakkında yazı okur, üzerinde logosu olan t-shirtünü, şapkasını vs. giyeriz. Ama bir Ferrari alamayız. Bunu da bir nedene dayandırırız: O kadar paramız yoktur. Gayet makul, elle tutulur, gözle görülür, burunla koklanır bir neden. Bunu anlamayacak adam yoktur, bu nedeni kafasında idrak edemeyecek bir insan yoktur. Şimdi bir de "Hayat bu" insanına gelelim. Mesela bir yere yetişmemiz gerekiyordur. O bir yer öyle böyle değildir, çok önemlidir. Koştururuz. Minibüse, otobüse, metroya yetişmek için. O son araca binemezsek yetişemeyeceğizdir, hikayeye gel. Koştururuz ama kaçırırız. Uzaktan gidişini seyrederiz. Çıldırırız. "Napcaz lan? Gidince ne diyeceğiz? Ne halt edeceğiz?" Normali budur. Fekat O, yine yumurtlar: "Hayat tam da bu işte, değil mi?" Bunu söylerken de o ağzı hep gülümser. İkinci kızgınlığım bu duruma zaten. Şimdi yazıcam. Alttaki paragrafta hemen!

"Hayat bu"'cu insanların ağzı sürekli gülümseyen bir şekilde durur. Bir fotoğraf gibi. Bazı insanlar vardır ya fotoğraf çektirirken hep ağızları aynı şekli alır, onları da ayrı bir yazı da incelemek lazım aslında, bu "Hayat bu"'cu insanlar o insanlar gibi sadece fotoğraflarda öyle değiller, gerçek hayatta o haldeler. Bir insan, kızsa da, mutlu olsa da, gülse de, ağlasa da nasıl ağzı hep gülümser? Nasıl bir ağız o? Botoks yapılmış gibi. Batman'de Joker var ya. Ama Jack Nicholson olan. Ondan işte. O da öyle bir insan kesin. Hrrrr!

Bunlar gıcık olduğum yönleri. Ama imrenme nedenlerim de aynı şeyler. Yazdırmayın bi' daha yau.

Sürekli Değişiyor Efendim Durduramıyoruz

Nasıl ki insanlar dönem dönem değişiyor, e tabi blogları da değişiyor. Blogumun şablonu için çok sevdiğim bir şey yapıyorum mesela, sonra sıkılıyorum. Böyle bir döngü var. Şeytan diyor ki hemen değiş şunu. Ama anında olmuyor tabi. "Şu bitsin sonra"lardan sonra oluyor bu değişim. Bu sıkıntıdaki "şu" tezimdi. Bitti. O bitince bu da bitti. Yani genel anlamda bitti. Hala eksikleri var. Zamanla tamamliyciiim.

Afiyetle...