Absürdistan

ssg Konuştu Haberler İyi



Çok Yönlü Adam: Ginobili

Arjantinli, Sacramento ile yaptıkları maçta salona giren yarasayı tokatlayıp yakalamış. Görevlilere teslim etmiş. Hadi lan mı? E izle de gör :)

video

Boşuna sevmedik seni be MANU.

Hisseden Kıssa #1

Yeni bir konsepte girişiyorum Abaragandi'de zaten az varmış gibi. Ama bunun gerekli olduğunu düşündüm. Düşünüyorum. Ondan.

Önce ne yapacağımı söyleyeyim bu konseptte. Ben bu konseptte günde 423532636 kere yazdığım Twitter mesajlarından bazılarında ne demek istediğimi anlatacağım, onları açacağım.

NİYE?

Güzel soru. İki nedeni var. Birincisi bu bloga hiçbir şey yazmamam(sanki diğerlerine yazıyorum peeeh!). En azından konu çıkacak, bu çocuk hiçbir şey yazmıyo ne boş çocuk la denmeyecek hakkımda. Bakın dolu dolu yaşıyorum mesajı vereceğim. İkincisi Twitter'a, ya da daha genel söyleyeyim, micro-blogging olayına çok fazla sarmam. Aslında çoğu yazdığım 140 karaktere sığmış şeyden bir blog yazısı çıkar. Ama kısa kısa yazıp geçiyorum Twitter'ın diğer müdavimleri gibi. Bundan bir kurtulayım, o yazdıklarımı biraz daha zenginleştireyim isteği, bugün otobüste eve gelirken beliriverdi bünyede. Ben de eve geldim yazıyorum işte.

Bunu yaparken yazıların haftada bir çıkmasına, twitlenen yazıların kronolojik sıralanmasına, her yazımda belli bir sayıda olmasına vs. vs. dikkat ETMEYECEĞİM tabi ki. Öyle sanıyorsanız biz henüz reel hayatta tanışmamışızdır :)

Başlayalım.

29 Ekim 2009
- Ben bugün havaya şimşek izledim! (7 yaş çocuğu tanımlaması)

Evet izledim. İzledik diyeyim ya da, o boğazdaki milyon dolarlar harcanıp yapılan fena havai fişek şovunu dün akşam bir arkadaşımla ve tüm Ortaköy sakinleriyle birlikte izledik. Aslında Ortaköy'de izlemeyecektik. Arkadaşım "seni öyle bir yere götüreceğim ki boğaz ayağının altında" dedi. Hakkaten gittik yok böyle bir görüntü. Dumurlardan dumurlara sürüklendim. Üstelik hiç insan yoktu. Şovun başlamasına bir saat kala hem de! "Lan burdan ne şahane izleriz!" dedik. "Aauuuwwww" dedik. Üçlü çektik. Ama farkettik ki gelirken içecek ve hatta yiyecek almamışız. Hadi dedik gidip alak. En yakın nokta maalesef Ortaköy'dü. Oraya gittiğimizde ne oldu? Geri dönmeye üşendik. Daldık kalabalığın arasına. Orda izledik. Ama seneye kesinlikle o kimsenin keşfetmediği noktada olacağım. Makinemle sizlere de özel anlar yakalayacağım ;)

Neyse çok konuştum, ki bu durum bu konseptin çıkma nedeniydi eheh, herkes garip garip tepkiler veriyor tabi havai fişeklere. Bağıran çağıran, orgazm olan, "aha Atatürk'ün gördüm onun suretini yapmışlar havai fişekle" diyen(gerizekalı), taraftara bağlayan bir sürü insan. Bir çocuk vardı ebeveyninin omuzlarında. Ondan rahatı yok tabi, hem açısını kapatan bir "Ilgaz Dağı"(Cem Yılmaz'dan çaldım evet) da yok. Biz çocuğa taktık kafayı. Takarız arkadaş, çok komik çünkü. Mesela bir havai fişek patlıyor. Rengi sarı olduğundan bu çocuk ordan sarıııı diyor. Biz de öbür taraftan kırmızıııı diye karşılık veriyoruz. Böyle bir ortam. Hatta o kadar taraftarlığa bağladığımız için heralde, kendisi bir ara "En büyük Allah bizim Allah!" diye bağırdı. Başka bir en büyük bulamadı havaya bakarken :) İşte o çocuktan çıktı bu tamlama: Havaya şimşek. Bence o şova bu ismi verseler çok güzel bir detay olurdu, ne konuşulurdu! Gecemizi renklendirdin çocuk, SAĞOL!


24 Ekim 2009
- +1'siz davetiye olmasın. Adamı deli etmeyin.

Bir mekan düşünün ki İstanbul'un gece hayatında önemi büyük olsun. İsmi de Babylon olsun neden isim vermeyeyim yahu? Bir misafirini, hem de basında görev alan bir çalışanı akşamki etkinliğine davet etsin. Ve bu daveti sadece onun için yapsın, yanına bir + çizmesin. Allasen olacak şey mi? Oldu.

Ne sanıyorsunuz allah aşkına? Öyle mekanlara tek başımıza girip içerde eğlenebildiğimizi, önümüze gelenle arkadaş olabilecek potansiyele sahip tipler olduğumuzu mu? La yörüyün!


24 Ekim 2009
- Geçen haftaki kapitalizm dersinden sonra bugün 5 saatlik komunizm dersi. Başka -izm bulursak onları da aradan çıkaralım.

Film Ekimi'nde bilet aldığım filmler: Kapitalizm, Che 1, Che 2. Niye böyle oldu bilemiyorum tabi. Ama oldu. Kapitalizm çok eğlenceliydi. Bir hafta sonra izlediğim Che'ler ise çok SIKICI. İddia ediyorum, aynı anda vizyona girerlerse, Che 2 çok kötü bir izlenme oranı yakalar. Nuri Bilge Ceylan filmlerini geçemez.


24 Ekim 2009
- Bozulan monitörü tamire götürmeyin. 1 aya kendi kendine tedavi oluyor. Tecrübeyle sabit. Bu süreci yaşamış monitörümden sevgilerle...

Aynı gün yapılmış üçüncü twitleme hakkında konuşuyorum şu anda. Evimdeki masaüstü bilgisayarımın bir gün monitörü sapıtmasın mı, sürekli rengi kararmasın, insanı deli etmesin mi? Eski tip bir monitöre sahip olduğum için tüpü bitti, bozuldu gibi tespitler koymuştum kendisine. İlk fırsatta tamire gidecekti. Ama o ilk fırsat haftalar boyunca gelemedi. Bu süreçte de hala açıyor, kullanıyordum kendisini. Tabi sinir olma, gözlerin bozulması riskleri mevcutken. Bu günlerden bir günde bir de baktım ki görüntü cillop. Aha düzeldi diyip bozmaya çalıştım yine. Vurdum sağına soluna. Hiçbir şey olmadı. Sanırım grip olmuştu, iyileşti. Tespitimin arkasındayım: Elektronik aletlerin bozulması durumunda onları nadasa bırakın, kendileri de iyileşebiliyorlar.


22 Ekim 2009
- ssg ile konuştum haberler iyi.

Konuşamadık ama "naber lan?" amaçlı ensesine vurma uzaklığında dinledim kendisini bir süre. ssg e-tohum'a geldi, bizleri bilgilendirdi. Çok güldük. Dikkatle dinledik. Ekşi Sözlük'ün öncesini sonrasını, geleceğiyle ilgili onun kafasındakileri öğrendik. kanzuk da işin kaymağı oldu. Hem onla sohbet şansını da yakaladım. Çok güzel bir gündü o. Videoları çıksın, koyarız buraya kısmetse.


Bir sonraki Hisseden Kıssa'da görüşelim. İsim de ne yavan di mi? Eheh.

USB Albüm


Ben bunu yeni öğrendim.

Postishead'in çıkalı bir seneden fazla olan Third isimli albümünü bir stick olarak da satın alabiliyormuşsunuz. Üstelik içinde sadece albümdeki şarkılar değil, Portishead'in klipleri de varmış.

Sizce de korsan olayına müthiş bir çözüm değil mi? İşin içinde sevdiğin grubun, şarkıcının şarkılarına sahip olmak var, sevdiğin grubun, şarkıcının logosunu ya da o albüme özgü simgesini, ikonunu taşıyan bir usb sahibi olmak var, ulan en basitinden bir usb sahibi olmak var. İçindeki albümü kopyala bilgisayara sonra kullan usb'yi. Ben albüm almıyorum, ama bunu alırım. Mis lan!

Bizde de olsun böyle şeyler tabi. Dün bir arkadaşımdan duydum, sanırım Yalın da böyle bir düşünce içindeymiş yeni albümü için. Arkası da gelir. Gelsin.

Edit: Yalın değil 110'muş o. Yalın ne alaka? Gaçayım.

Perfect Strangers

Bi eski yazılara bakasım geldi. Geçen sene Temmuz'da şunu yazmışım:

" Itandje(belki)
Meira
Linderoth
Lincoln
Kewell
Nonda

bundan iyisi anca şuydu:

Taffarel
Capone
Popescu
Hagi


ne oldu yahu bizim yönetime? :) "

Bunu yazdığımda daha Baros gelmemiş, De Santis gelmemiş. Yine de beğenmişim kadroyu. Öyle kötü yönetimlerin elinden geçmişiz ki demekki...

Gelenek haline getireyim bari bunu.

Leo Franco
Linderoth
Kewell
Elano
Keita
Baros
Nonda

ne oldu yahu bizim yönetime? :)

İnternet Benim! Sor Ne Sorcaksın?

Bir yıl geçmiş bu kapağın üstünden. Bugün olanlardan sonra daha etkilisini yapabilecek misin Uykusuz?

 
 
Bu blog BloggerV.com üyesidir.